Ayşe Goloğlu: Korondaşlar

May 5-30, 2021
Opening Reception: (following socially distanced guidelines) Friday, May 7, 2021, 5:00-8:00 pm

  • Ayşe Goloğlu

    Lock, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Lock
  • Ayşe Goloğlu

    Sierra, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Sierra
  • Ayşe Goloğlu

    Winds, photograph, 24 x 20 inches, 2020-2021.

    Winds
  • Ayşe Goloğlu

    Yogi, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Yogi
  • Ayşe Goloğlu

    Mezzo Soprano, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Mezzo Soprano
  • Ayşe Goloğlu

    Herşey, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Herşey
  • Ayşe Goloğlu

    Gezi Kolu, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Gezi Kolu
  • Ayşe Goloğlu

    Kafka, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Kafka
  • Ayşe Goloğlu

    Kedili Quartet, photograph, 20 x 20 inches, 2020-2021.

    Kedili Quartet

Press Release

Artist Statement

"It's a good thing you added that to my back mom, it made me feel much better" it said.

"Don't call me mom, Yogi." I said.

"Oh, hadi be, you created me, right?" Yogi declared.

"Abartma canım, you already existed." I was going to say.

"No, no" they all said in together, "... we almost got thrown away! Başlamisken konuya, lütfen maskeni çıkarırmısın?"

"Ok, let's start the photo shoot." I started to say "Tell us the story, c'mon tell us the story again, tell us" they said jumping up and down. I knew what they were asking for.

"Once upon a time, in 1942 AD during the katastrof called WW2, as the humanoids were attempting to slaughter each other in numerous ways, and as Istanbul was holding its breath behind shaded windows, I came into the world. That April evening, the nine month pregnant mother that I didn't allow time to get to the hospital, was helped to lie on the table that had just been used for dinner hours before."

Kıkırdadılar. "Bak" they said, "that's creative as well. C'mon keep going, keep going. Tell! Tell!"

"That's how it was. The war crept on. There were days we went without electricity, water, sometimes food. Not saying I miss that part. What I'm saying is that it led me to the great discovery that not having toys didn't mean not having anything to play with, why I have no memories of being idle or bored. Those toys we couldn't afford from stores that opened later like the Market Japonaise and Bon Marché were harika indeed, but we had our shapeshifting folded paper boats, our origami salt shakers, cups, magical boxes in different sizes that when need be changed into dollhouses and cars, those cast off buttons that when threaded on string became bracelets, when put against metal became musical instruments. And if our old torn socks were too worn to be unravelled and re-knitted, they were dolls ready to be stuffed and stuffed animals to be made. And we, gathering them up and placing them on the blue plastic muşamba were able to sail them on a baby blanket from the Marmara to the North Sea. The creativity that sprouted within us from the seed of paucity grew into abundance. It didn't leave time for boredom."

"See," said the Korondaşlar. "that's why we call you mom. Go now and tune our cello for the orchestra. Put on a Schuman record, and turn it up. Don't forget to wash your hands, sanitize the mail, and crack the window open a bit to circulate the air."

As I was doing what they asked, "Whew" I said, "time flies even in a pandemic."


Artist Statement Turkçe

"Onu arkama yapıştırdığın iyi oldu anne, bayağı rahatladım" dedi.

"Bana anne deme, Yogi" dedim.

"Oh, c'mon beni sen yarattın ya…" dedi.

"Do not exaggerate my dear, sen zaten vardın" diyecek oldum.

"Yok yok ..." dediler Pandemigolar bir ağızdan,"... çöpe gidiyorduk az kalsın! By the way take the face mask off please"

"Tamam, haydi fotoğraf denemesine baslayalım" diyordum ki "Anlatsana, hadi anlatsana yine, anlatsana" diye zıplamağa başladılar. Neden bahsettiklerini biliyordum.

"Bir varmıs bir yokmuş, M.S 1942 de 2. dünya savaşı denen catastrophy de, humanoidler biribirini her yolla yok etmeğe çalışirken, pencerelerdeki karartmaların arkasında nefesini tutup bekleyen Istanbul'da doğmuşum ben. O Nisan akşamı hastahaneye gidecek vakit birakmadığim 9 aylık hamile annemi ağrılar sıklaşınca birkaç saat önce yemek yedikleri masanın üzerine çıkarıp uzatmışlar."

They all giggled. "See" dediler, "işte o da creativity. Haydi devam, devam. Anlat! Anlat!"

"İşte öyle olmuş, savaş sürmüs gitmiş, elektrik, su, yemek bulamadığımız günler olmuş, onları hiç anımsıyamıyorum, ama oyuncak olmaması oynayacak birşey olmaması demek değildir sonucuna varmam hiç de zor olmamış demek ki, ben çocukken hiç de sıkıldığimianımsamam. Sonradan açılan oyuncak dükkanları Japon Mağazası ve Bon Marche'de afford edemediğimiz breathtaking oyuncaklar vardı doğrusu ama bizim de şekilden şekle giren kağıttan kayıklarımız, tuzluklarımız, bardaklarımız, dokununca eve, otomobile dönen türlü ceşit irili ufaklı kutularımız, ipe dizilip bilezik olan, tenekeye vurunca harika sesler çikaran düğmelerimiz vardı. Eski ve artık onarılamayan çoraplar sökülüp de yeniden örülemiyorsa onların içleri saman doldurulup bebek, kedi, kuzu yapılabiliyordu. Ve biz, onları kucaklayıp mavi plastik floor covering üzerine serilen bir bebek battaniyesi ile Marmara dan Kuzey Denizine bile açılabiliyorduk. Yokluğun içimizde yeşerttiği yaratıcılık bize çokluk getirmişti. Sıkılmağavakit yoktu."

"Işte," dediler Pandemigolarım. "sana bunun için anne diyoruz ya. Haydi git şimdi şu orkestramızın cello'sunu akordediver. Bir Schuman koy, pikabın sesini de aç. Ellerini yıkamayi unutma, gelen mailin üzerine sanitizer de sık, pencereyi de biraz arala"

Hepsini yaparken "Offf." dedim "Pandemide bile vakit uçup gidiyor."



450 Harrison Ave, No. 43 | Boston, MA 02118
617.423.4113 | info@kingstongallery.com
Gallery Hours: Wed-Sun 12-5pm and by appointment
© 2003-2021 Kingston Gallery
Site Index

for members >
for associates >
    Art Money